Covid-19 beyinde saklanıyor

COVID-19’un başlangıçta yalnızca akciğerleri etkileyen bir hastalık olduğu düşünülürken, zamanla birçok organı hedef aldığı tespit edildi. Bunlardan biri de beynimizdi…

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz

Nitekim virüsün hastalarda baş ağrısından felce kadar birçok nörolojik etkisinin olduğu görülürken, son zamanlarda uzun dönemde yol açabileceği kalıcı hasarlar da tartışılıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz  ile Covid-19’un beyne kısa ve uzun dönem etkilerini konuştuk…

■ Coronavirüs beyne nasıl ulaşıyor?

Sinir bağlantıları yoluyla direkt ulaşabiliyor. Çin’de ve Japonya’da bildirilen bazı vakalarda beyin omurilik sıvısında bulundu. Normal şartlarda bir virüsün beyni etkileyecek düzeye gelmesi çok kolay değil. Beyinde kan beyin bariyeri dediğimiz koruyucu bir bariyer bulunuyor. Bu bariyer virüslerin girişini engelliyor. Ancak araştırmalar gösterdi ki Covid-19 bazı hastalarda beyne ulaşmayı başarıyor ve bu nedenle beyin omurilik sıvısında saptanabiliyor.  Ayrıca virüse karşı savaşmak için aşırı çalışan bağışıklık sistemi tepkisi de vücuda ve beyne zarar veriyor. Bağışıklık tepkisi Covid-19 hastalarında, kan pıhtılaşması faktörlerini yükseltebiliyor. Bu durum da beyne giden damarlarda tıkanmalarla artan inme (felç) olgularından sorumlu görünüyor.

■ Nörolojik belirtileri nelerdir?

Baş ağrısı: Bu en sık görülen nörolojik yakınmalardan biri ve hastaların yaklaşık yüzde 80’inde karşımıza çıkıyor.

İnme: Hastalığı daha şiddetli geçirenlerde virüs damarlarda pıhtılaşmayı etkileyerek inmeye neden olabiliyor.

Koku ve tat kaybı: Son çalışmalara göre hastaların yüzde 86’sında görülüyor. Virüsün koku siniri üzerinden beyne direkt ulaşarak zarar verdiği düşünülüyor.

Epilepsi nöbetleri: Covid-19 direkt olarak epileptik nöbet yapmıyor ancak ensefalit tablosunda tetiklenebiliyor.

Ensefalit: Covid-19’u ağır geçirenlerde gözlenen beyin dokusu iltihabıdır. Ateş, baş ağrısı, şuurda etkilenme ve güçsüzlük gibi belirtilere yol açıyor.

Deliryum: Genellikle yoğun bakımda tedavi gören hastalarda görülen şuurda, anlamada ve algılamada etkilenmeyle kendini gösteren geçici bir durumdur.  Ancak araştırmalara göre deliryum geçiren hastalarda ilerleyen yıllarda bunama yani demans daha sık görülüyor.

Uzun vadede hangi sorunlara yol açıyor?

Kafa karışıklığı, konsantrasyon güçlüğü, baş ağrıları, aşırı yorgunluk, ruh hali değişiklikleri, uykusuzluk ve tat-koku kaybı gibi nörolojik yakınmalar ilk enfeksiyon geçtikten sonra bile hastaların yüzde 55’inde aylarca devam edebiliyor. Son araştırmalar bize virüsün beyinde yerleşip sessizce saklandığını ve bir süre sonra yeniden ortaya çıkabildiğini gösteriyor. Bu durum bazı hastaların tam iyileşmek üzereyken neden tekrar kötüleştiğini veya beyin sisi unutkanlık gibi yakınmaların devam ettiğini açıklıyor. Çünkü virüs beyinde diğer organlara nazaran daha yüksek oranda saklanıyor.

Beyin sağlığımızı nasıl koruyabiliriz?

Her şeyden önce maske, mesafe ve hijyen kurallarını gevşetmemek, dikkat etmek ve hasta olmaktan korunmak gerekiyor. Zira bu hastalığı kimin ne kadar şiddetli geçireceğini bilmiyoruz. Doğru beslenmek çok önemli.

 

Mevsim sebze ve meyveleri beslenmeye eklenmeli. Gün içerisinde bir öğünde makarna tüketildiyse, diğerinde sebze yemeği tüketilmeli. Ertesi gün salata, yağsız ızgara et gibi öğünlerle beslenme dengelenmeli. Beyne yeterince oksijen sağlanmalı. Özellikle açık havada yürüyüş egzersizleri beynin oksijen ihtiyacını karşılıyor, haftada 5 gün ortalama yarım saat açık havada yürüyüş yapılmalı. Kaliteli uyku da şart. Uyku aslında virüse karşı bağışıklığımızı koruyan en önemli ilacımız. Uyku hem hücrelerin yenilenmesi hem de beynin verileri işlemesi ve tüm hormonların düzenlenmesi için gerekli bir süreç. Karanlık, sessiz bir ortamda ve en geç 23:00’te yatakta olmaya özen gösterilmeli.

Written By

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

avcılar escort bakırköy escort şişli escort maltepe escort ankara escort bayan